Türkiye’de “entel” “tayfası” pek sevilmez. Kimine göre toplumun, sokağın hakikatine uzak, kendi evreninde yarı anlaşılır laflar eden tuhaf “tipler”dir. Biraz fazla okuyan ve sık sık kafa ütüleyen bu tür, Türkiye’de “yabancı” düşmanlığına benzer bir yaklaşımdan nasibini her dönem almıştır.

Türk sinemasında “entel” tipleri hatırlayın. Ne dedikleri sahiden belli olmaz, karikatürize edilmişlerdir. Adeta uzaydan gelmiş gibidirler. Çoğu zaman senaristlerin kapasitesi bir entelektüel karakter yaratmaya, onu konuşturmaya yetmez. Yaratılmak istenen kişilik bir mizah malzemesine dönüşür.

Sokağı ve sinemayı bir tarafa bırakacak olursak, içerik pazarlama alanında entelektüel birikimin önemini tartışacak zamanı çoktan geçtik. Özellikle içerik üreticilerinin farklı perspektiften bakabilme, yaratıcılık, ilişkilendirme, içerik analizi, eleştiri, araştırma gibi faaliyetlerde birikimlerine yaslandıklarını ve ortaya harika sonuçlar çıkardıklarını biliyoruz.

Bir içerik pazarlama ajansında en çok farklı ilgi alanları olan, profesyonel yaşamını bu alanlarla genişleten insan kaynağına ihtiyaç var. Aksi halde esas mizah malzemesine dönüşen, birbirine benzeyen, bütünlüksüz, hatalı ve sıradan işler olabiliyor.