What’s In It For Me?

The Million Dollar USP Maker kitabının yazarı William Bodri “En iyi ürüne sahip en iyi şirket değil, en iyi pazarlamaya sahip olan şirket kazanır.” demiş. 1960’larda ortaya çıkan USP (Unique Selling Proposition) kavramı modern pazarlama iletişimi için ölü bir kavram olsa da Bodri’nin önermesi geçerliliğini koruyor.

Bana ne veriyor?

Bir şirket güçlü bir markaya ve iyi ürünlere sahip olabilir. Ancak bu ürünlerin tüketicinin hayatını nasıl değiştireceğini anlatamıyorsa gerçek anlamda başarılı olması çok zor.

İçerik pazarlama alanında reklamcılığın içerik üretim tekniklerinden sıklıkla faydalanıyoruz. Reklamcılar, bahsettiğimiz bu sorunu çözmek için yaptıkları her işi tek bir soruyla değerlendiriyorlar: What’s in it for me?

Eğer üretilen bir reklam, tüketici için bu soruya cevap veriyorsa başarılı kabul ediliyor. Eğer sorunun cevabı net değilse, çalışma masasına geri dönülüyor.

İçerik pazarlama alanında içerik ajansı için de aynı sorun geçerli. Hatta reklamcıların ürettiklerine göre daha uzun ve daha bilgilendirici içerikler üretmek zorunda olduğumuzdan dolayı bu sorun bizim için çok daha karmaşık ve kritik bir sorun.

Yabancı bir beyaz eşya üreticisinin web sitesinden aldığımız bir içeriği inceleyelim:

Water balance plus

“A special sensor weighs the amount of laundry to automatically regulate water flow. Using less water also means saving the energy and time spent heating it. In the case of small loads, savings are over 70% water, 50% energy and a further 35% time.”

Çamaşır makinelerinde kullanılan bir teknolojiyi anlatan bu metin teknolojinin özelliklerini teknik data olarak veriyor. Ancak bu metinde “what’s in it for me?” sorusunun cevabı yok.

Metni daha kullanışlı hale getirmek için bu teknolojinin tüketicinin hayatını nasıl değiştireceğine yoğunlaşmak gerekiyor. Bu metni parçalayarak inceleyelim ve “what’s in it for me?” sorusunun cevaplarını arayalım.

A special sensor weighs the amount of laundry to automatically regulate water flow: Normalde manuel olarak yapmanız gereken bir iş bu teknoloji sayesinde otomatik olarak yapılır. Kafanız rahat eder.

Using less water also means saving the energy and time spent heating it: Bu teknolojiye sahip bir makine kullanarak çevreye verdiğiniz zararı azaltırsınız.

A further 35% time: Çamaşır yıkamak gibi sıkıcı bir iş için daha az zaman harcarsınız.

Tüketiciye daha anlamlı bir içerik sunmak için yukarıdaki faydalardan birine ya da birkaçına odaklanmak yeterli.

“What’s in it for me?” sorusunun cevapları aşağıdaki kavramlar olabilir:

  • Para tasarrufu sağlar
  • Zamandan tasarruf etmenizi sağlar
  • Çevreye daha az zarar verir
  • Daha iyi hissetmenizi sağlar
  • Amacınıza ulaşmanızı sağlar
  • Arzularınızı yerine getirir
  • Daha güvende olmanızı sağlar
  • Kafanızı rahatlatır
  • Toplum tarafından fark edilmenizi sağlar